Gözlerin Görmediğinde Daha Fazlasını Görmek – Balkan Yolculuğum

Küçük yaşlardan beri yükseklikten korktum.Ve doğal olarak uçaktan da.Ayaklarımın yerden kesilmesi, o güven hissinin silinip gitmesi… Uçak ne kadar “en güvenli ulaşım aracı” olsa da, bana hep en kırılgan anımı yaşattı. İlk kez bindiğimde 14-15 yaşlarındaydım. Ablamla birlikteydik. Gözlerimi kapatıp onun elini karnıma bastırdığımı hatırlıyorum. Uçak pistte ilerlemeye başladığında çığlığı bastığımı da… 🙂 İzmir – İstanbul arası sadece 45 dakika sürmüştü ama bana saatler gibi gelmişti.Zamanla alıştım. Daha doğrusu korkuma alıştım. Yalnız uçmaya da başladım ama hâlâ her seferinde içimde o tanıdık ürperti… Neyse. Yaklaşık 5 ay önce kendime bir söz verdim:“Türkiye’de gitmediğim yer kalmayacak ve sonra cesaretimi toplayıp yurt dışına çıkacağım.”Bu sözle birlikte son olarak gitmediğim Karadeniz ve Akdeniz’in doğu kıyılarına çıktım. Karadeniz’de 4 gün doğayla baş başaydım. Kendimle hiç sıkılmadım. Hatta çok iyi anlaştık. Sonra asıl meydan okumam başladı: Balkan Turu.İlk defa bir turla seyahate çıkmaya karar verdim.Yalnız seyahat etmeyi seven biri olsam da bilmediğim coğrafyada yalnız olmak biraz ürküttü.Ama insan memleketindeyse yalnız kalmaz, bilirim.O yüzden bu kez bir grupla gitmeyi seçtim.Ve iyi ki de öyle olmuş… Gece yarısı havalimanında başladı yolculuğum.Tur grubuyla buluşmaya başladığımızda fark ettim:İki görme engelli birey de bu tura katılmıştı.İlk anda içimden geçenleri inkâr etmeyeceğim.“Gözleri görmüyorsa neyi görecek ki? Böyle bir turda nasıl keyif alabilirler?” diye düşündüm.Ama bu düşünce, Balkanlara iner inmez zihnimden silindi. Yusuf ve Nero (Neriman) ile tanışmamla birlikte, tur boyunca bir an bile ayrılmadık.Meğer onlar benden çok daha fazla yer gezmiş, çok daha fazla şey görmüş insanlarmış.Ve ben onlara bu düşüncelerimi anlattım. Özür diledim. Samimiyetle.Onlar da gülümsediler ve dostluğumuz orada başladı.  8 Günlük Balkan Rotalarım İlk durağımız Arnavutluk’un başkenti Tiran oldu.Adriyatik kıyısında yer alan bu şehir, tarihsel olarak hem Osmanlı’nın hem komünist rejimlerin izlerini taşıyan bir yapıdaydı. Burada iki gece konakladık. Ardından Elbasan, St. Naum ve Ohrid.Ohrid Gölü’nün çevresinde gezerken XX. yüzyılda yaşanan savaşların, Enver Hoca’nın 40 yıl süren diktatörlük rejiminin toplumsal etkilerini hissettik. Her sokakta geçmişin gölgesi vardı. Sonrasında Resne, Manastır ve Üsküp rotası…Atatürk’ün askeri eğitim aldığı, bugün müze olarak hizmet veren Manastır’daki Askerî İdadi’yi ziyaret ettim.O binada dolaşmak, Çanakkale ve Samsun’dan sonra en çok duygulandığım anlardan biriydi.Tarihi kiliseleri, manastırları, çarşıları gezdikçe coğrafyanın hem dini hem etnik çeşitliliğini daha yakından gördüm. Bu Yolculuktan Ne Kaldı Bana? Her birinin farklı hikayesi olan yeni insanlar Doğa harikası yerler gördüm evet…Ama aynı zamanda savaş görmüş, acılarla yoğrulmuş topraklara da dokundum.Birbirine zıt hisler yaşadım: Hayranlık ve hüzün.Zaman zaman içim burkuldu.Tarihi yapılar ne kadar güzel olursa olsun, bir ülkenin geçmişi insanın tenine dokunuyor. Ve tabii ki insanlar…Şunu fark ettim:Balkanlar’da hizmet anlayışı bizim alışık olduğumuz gibi değil.Bir noktadan sonra şunu düşündüm:Türkiye’de hizmet sektörünü hep eleştirirdim ama gerçekten iyiymişiz.Buralarda insanlar genel olarak daha mesafeli, biraz da agresifler.Savaşın psikolojisi mi, kültürel farklılıklar mı bilmiyorum ama “memleket sıcaklığı” burada yoktu.Bu farkı her lokantada, her durakta, her alışverişte hissettim. Her biri farklı hikâyelere sahip yeni insanlarla tanıştım; hepsini de çok sevdim, çok eğlendim.Normalde uzun otobüs yolculuklarından sıkılacağımı sanırdım ama bu kez hiç şikâyet etmedim — aksine, yolculuklar en keyifli anlarımdı. Ve O Gözler… Yusuf ve Nero bana sadece dost olmadılar.Onlar bana şu cümleyi defalarca yeniden kurdurdu:“Hayatta göremediklerimiz, gözlerimizle değil, ön yargılarımızla sınırlı.” Ben yalnızken cesaret edemediklerimi, onların varlığıyla deneyimledim.Onlar da beni yalnız bırakmadılar.Bu bağ, bu dostluk, bu iç görü…Yıllar geçse unutulmaz. Bu Balkan turu sadece pasaportuma yeni damgalar eklemedi.Zihnime, kalbime ve hayatıma da izler bıraktı.Yazmasam eksik kalırdı.Yazdım. Kalbimden geçenle, kendimden kendime… Biraz da sana değmesi dileğiyle…Sırma

© 2025 SRM Creative. Tüm hakları saklıdır.

İletişim Bilgileri