“İnsan uçurumun kenarına varmadan kanatlanamaz…”
Nikos Kazancakis
İnsan bazen yolculuk yapmaya mecbur kalır. Yaşamın derinliklerine doğru keşif yolculuğu. Ve maalesef bu yolculuk düşünüldüğü gibi kolay değildir. Çok şey ister. Kabul etme, karar. Sonrasında cesaret, bilgelik, içsel güven ve dışsal kaynaklardan yararlanma… En önemlisi de kabul etmek…
Tek kişiyiz. Her zaman, her yerde tek kişi olduğumuzu kabul etmek gerekiyor. Bazen birileri girer, eşlik eder yolculuğuna. Hatta bazen gösterdiği yoldan gitmek cazip gelir ve bir süre de olsa gidersin ama sonunda yine o yolda yalnız kalırsın. Ve yine kendi yoluna çevirmek zorunda kalırsın rotanı. Hayatına giren, yolculuğuna eşlik eden herkes misafirdir. Kimi uzun süreli, kendinden kaçmak için gelir, kalır. Kendini bulunca ilk işi gitmek olur. Kimi de ateş alıp gider. Ama herkes bir gün gider ve sen yine sadece kendinle kalırsın.
Kimse düşünmez senden neler aldığını, neler bıraktığını sana. Sadece ister, bekler… Sen verdikçe ister. Seni kendine benzetmeye, ya da sende görmesini istediği kişiye dönüştürmeye çalıştırır. Eğer sevgin yüceyse, başarır. Benzersin istediğine, farkında olmadan dönüşürsün. Sonra bir bakarsın yine gider. Seninle işi bitmiştir çünkü. Sıradaki kurbanı için, biraz onun da yalnız kalmaya ihtiyacı vardır. Yani sen yine kalırsın, bu sefer yalnız değil onun bıraktıklarıyla baş etme uğraşıyla bulursun kendini. Bu sefer kendini bıraktığın yeri bulma yolculuğu başlar…
İnsanın hayatı, varoluşunun esaslarını keşfetme yolculuğu değil midir zaten. Her birimiz, kendi iç dünyamızda derinleşerek, sınırlarımızı aşmaya çalışırız. Yolda, karşımıza çıkan zorluklar, engeller, eşlik etmek isteyenler elbet yine olacak. Ama sen bu sefer kararlı duruşunu kendine inkâr etmeyeceksin. Dibi gördüğünü aklından hiç çıkarmayacaksın. Boşa koyup dolmadığını, hiç almadan hep verdiğini, nedenlerini, niçinlerini unutmayacaksın. Başkaları çok rahat başardıysa, senin başarmaman için tek sebebin kendin olduğunu unutmayıp yoluna bakacaksın. Geçmişi sadece yoluna bakman gerektiğini hatırlatması için arada yoklayacaksın.
Bu yolculuğu yılmadan, kendine sabır ve şefkat göstererek başarıyla tamamlarsan işte o zaman, bıraktığın yerdeki sen’in elinden tutup tecrübelerinle daha güçlü ve gerçekçi bir yaşam yolculuğuna başlarsın. İçindeki bitmek bilmez, sakladığın özgürlük ruhu sana eşlik edecek ve kendindeki potansiyellerini gerçekleştireceksin.
Bunun için artık gerekli olan tek şey bir uçurum… Uçurum, insanın karşılaştığı en büyük meydan okumalardan biridir çünkü. Uçurumun korku ve belirsizlikle dolu bir yer olduğunu bileceksin. Adım attığında derinliğin seni yutabileceğini ve karanlıkla kaybolabileceğini hissedeceksin. Ama uçurumun kenarına varmadan kanatlanamayacağın, hepsinden daha gerçekçi ve en büyük fırsat. Uçurumun kenarında durmak, cesaretle adım atma çağrısıdır ve bu çağrıya cevap verirsen büyük bir dönüşüm başlayacak…
Uçurumun kenarına vardığında, korkacaksın fakat ilk kez yalnız olmadığını hatırlayacaksın. Oraya gelebilmek için deneyimlerin, öğretilerin, içsel sessizliklerinden doğan çığlıkların, zihninde, kalbinde senin olan ama seninle olmayan, olmak istekleri yere göndermeyi bekleyen onlarca şeyle beraber olduğunu anlayacaksın. Ve burada da gereken şeyin cesaret, kararlılık ve özgüven olduğunu hatırlayacaksın. Cesaret, korkunun üstesinden gelmek ve olması gerekene doğru ilerlemektir. Cesaret edip adım atmadıkça asla özgür olamayacağını hatırlayacaksın.
Ait olmadığın yerde kalmaya devam etmek istemiyorsan, ait hissettiğin yerde olmak ve sonuç olarak kanatlanmak istiyorsan içsel gücünün farkında olmalısın. Çünkü biliyorsun, insan uçurumun kenarına varmadan kanatlanamaz. Uçurumun kenarındaysan kanatlanma zamanı çoktan gelmiş demektir…15 Haziran 2024
Kalbimden geçenle, kendimden kendime… Biraz da sana değmesi dileğiyle…
Sırma